Pratiksel Psikoloji

Düşmanımız olan ” isteksizlik” İle Mücadele Etmek

Biri İbn-i Haldun’a sordu: Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?. İbn-i Haldun dedi ki: evlatlarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin. Çocuklar anne ve babanların aynalarıdır. Nasıl biri olduğunuzu görmek istiyorsanız, yansımanıza bakınız. Yani çocuğunuza. Çocuğunuzu iyi biri yapmak istiyorsanız iyiyi istemelisiniz. Kötü bir çocuğunuz varsa eğitime karşı ” isteksizlik ” var demektir.

MÜCADELE EDİLECEK DÜŞMAN: ” isteksizlik “

Tüm başarısızlıklarımızın tek bir sebebi vardır. O da irade zayıflığıdır. Çaba göstermekten ve özellikle süreklilik gerektiren bir çabadan korkarız. Rahata düşkünlüğümüz, tembelliğimiz gibi insani huylar tıpkı yer çekimi gibi kanunu gibi doğaldır. Gerçek şu ki: kararlı bir iradenin karşısında ancak devamlı bir güç durabilir. Tutkularımız ise doğası gereği geçicidir. Ne kadar şiddetli tutkularımız olursa bir o kadar kısa sürer.

Tembellik anlık enerji patlamalarına engel değildir. Medeni toplumlarla tembel toplumları ayıran, anlık çalışmalar değil, düzenli ve sürekli çalışmaların toplamıdır. Az da olsa düzenli ama sürekli olan çalışma, uzun molalar içeren tek seferlik çalışmalardan daha başarılı sonuç verir. Tembeller ise anlık büyük çabalar sonrası uzun dinlenmeleri tercih eder. Araplar büyük bir imparatorluk kurdular ama korumayı başaramadılar. Çünkü ülke yönetimi için gerekli olan düzeni, yolları, okulları ve sanayii kuramadılar. Aynı şekilde tüm tembel öğrenciler sınavların yaklaşması ile kırbaçlanmış gibi çalışırlar. Çünkü isteksizlik vardır. Oysa eksik olan aylarca ve yıllarca az ama düzenli çalışmadır.

isteksizlik ve düşman

Baş Düşmanımız ” isteksizlik ” İle Baş Etmek

Başlangıçta gayret sarf etmeyi gerektiren işler zamanla alışkanlığa dönüşür. Gençte en çok rastlanan zaaf uyuşukluk ve canım istemiyor durumudur. Bu kişi saatlerce uyu. Uyuşuk vaziyette uyanır. Halsiz, tepkisiz esnemelerle yavaş yavaş yüzünü yıkar. İşle alakası yoktur. Hiçbir şeye ilgi duymaz. Her şeyi yavaşça, neşesiz ve isteksizlik hissederek yapar. Tembelliği ve uyuşukluğu yüzünden okunur. Bakışları anlamsız ve dalgındır. Hareketlerinde itinasız ve dikkatsizdir. Sabah kahvaltısını yapar ve birazcık oyun oynayayım der. Birazcık olan oyun bütün gününü almış ve diğer güne enerjisini bırakmamıştır. Hayatı belli bir mecburiyete kadar bu şekilde devam eder. Ve bakar ki etrafındakiler dağılmış, bir başına kalmıştır. Artık istediğini elde edebilecek altyapısı da yoktur. Böylece ömrünün sonlarına kadar bu davranışları onda iz bırakacaktır. Ama geç anlamıştır. İsteksizlik pişmanlık bırakmıştır.

Mücadele etmeden mutlu olunmaz. Her mutluluk az çok bir çaba ister. Tembeller yumruklarını sıkmadıkları için mutluluğun avuçlarının içinden kaçıp gitmesini seyrederler.

Anne Baba Rollerinde İsteksizlikle Baş Etme

Anne babalar genelde kendi üzerindeki eksikliği, çocukları üzerinden tamamlamaya çalışırlar. Çünkü çocuğu başarısız olursa ele güne rezil olacağını düşünür. Türk toplumunda genelde kıyaslama olduğu için, “senin oğlun ne yaptı? Kaç puan aldı?, Hangi okulu kazandı?” dediği zaman, çocuk da kendisini temsil etsin istiyor. Aileler kendi yapamadıkları şeyleri çocuğa baskı olarak dönüştürüyor. Bu durumda ailede şöyle bir problem çıkıyor, asıl önemli olan iki maddeyi kaçırıyorlar. 1- mutlu olmak, 2- diğer insanların hayatına etkide bulunmak . Bu ikisini de kaçırıyorlar.

Aile için başarı, amaç oluyor sonuç olmuyor. Meslek seçiminde yüksek yerlerde gözüken meslekleri seçiyorlar. Doktor oluyor ama mutsuz oluyor. Avukat oluyor ama mutsuz oluyor. Onun için anne baba ne kadar kendinden yola çıkarak değil de, çocuktan yola çıkarak çocuğa yaklaşırsa çocuk başarılı ve mutlu oluyor. Çok güzel bir söz var “Anne ve babalar sahip olmak istedikleri değil, sahip oldukları çocukları yetiştirirse, bütün baskılar otomatik olarak ortadan kalkar”. Başarı sonuç olmalı hedef olmamalıdır. Örneğin : bir çocuk edebiyattan 100 aldı, matematikten ise 40 aldı. Hangi dersten özel ders aldırırsınız?

Yurtdışında Anne Babalar

Yurtdışında anne babalar der ki, bu çocuğun edebiyatı çok güçlü. Ben buna edebiyattan özel ders aldırayım yazar olsun, der. O zaman bizim düşünce yapımızda ne vardır?. Eksikliğin üzerine gitmek vardır. Yurt dışında ne vardır? Güçlülüğün üzerine gitmek vardır. O zaman eksikliğin üzerine giderseniz çocuğa ne mesajı vermiş olursunuz?. “Sen eksiksin”. O zaman da çocukta isteksizlik ve değersizlik duygusu oluşur. Değersizlik duygusu oluşan çocuk, değersizliğini başka yollarla kapatma yoluna gider. Bağımlılık gelişir. Çok başarılı olur, başarı ile kapatır ama içinde her zaman eksiklik duygusu olur.

Çocuğun güçlü yanlarını bilirseniz, örneğin çocuğa soruyorum neden avukat olmak istiyorsun? Diyor ki anne babam avukat diyor. Başka çocuğa soruyorum neden avukat olmak istiyorsun? Türkiye’de eşitsizlik var diyor. Bir tanesi ne yapıyor bir etki oluşturmak istiyor. Bir tanesi ne yapıyor kendi odaklı gidiyor. İşte siz etki oluşturmak için başarıya giderseniz, burada amaç başarı olmuyor sonuç oluyor. Önemli olan diğer insanların hayatını etkilemek oluyor.

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Translate »
Kapalı

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/bilgili/public_html/wp-includes/functions.php on line 4757