Pratiksel Psikoloji

Kapalı Alan Korkusu Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kapalı Alan Korkusu

Kişinin kendini sıkışmış gibi hissetmesi ve çaresizlik ile krizin beraber görüldüğü duygu durumudur. Bu korku genellikle her tarafı kapalı olan alanlarda görülür. Örneğin, asansör, MR cihazı, sinema vb. gibi yerlerde görülebilir. Genellikle kaygılı, heyecanlı ve hareketli kişilerde görülür. Temelinde çocukluk yaşantıları ve çevresel etkenler yatmaktadır.

Kapalı Alan korkusu Belirtileri (Klostrofobi)

  • Kişi sürekli evde kalmak ister ya da çıkmakta çok zorluk çeker.
  • Fazla insanın olduğu yerlerden hoşlanmaz.
  • Tünel, sinema, otopark, asansör gibi yerlerde kalmakta zorlanır.
  • Uçak, otobüs gibi toplu taşımalardan uzak durmayı tercih eder.
  • Korktuğu bu yerlere girmek istemez çünkü kalp krizi, ölüm, solunum problemi gibi durumları yaşayacağını düşünür.
  • Günlük yaşantısının çoğu bu tür korku düşünceleriyle geçer.
  • Bu fobisinden dolayı etrafındakilerle sorun yaşamaktadır.
  • Duygularına hakim olmada başarılı olamaz.

Bu belirtiler altı aydan fazla sürerse, klostrofobi (kapalı alan korkusu) teşhisi koyulabilir.

Kapalı Alan Korkusu

Kapalı Alan Korkusunun Tedavisi

Fobi hastalıklarının çoğunda tedavi yöntemleri birbirine benzemektedir. Bu benzerliğin nedeni fobilerin tümünün korkuya dayanıyor olmasındandır. Klostrofobinin tedavi yöntemi, bireyin kendini maruz bırakmasıdır. Örneğin, asansörden korkan birisinin cesaret edip bir katı asansörle çıkmayı denemesi ya da otobüsten korkan birinin, otobüsün ön koltuğuna oturarak biraz seyahat etmesi. Bunları tek başına yapması önem arz etmektedir. Yanında birinin olması ona teselli kaynağı olmamalıdır. Kişi bunu tek başına aşabilmelidir.

Kendi Başıma Halledemezsem Ne Yapmalıyım?

Tek başına bunları başaramayan ve maruz kalmaktan şiddetli korku hisseden kişiler için psikolojik yardım almak gerekir. Bu yardımı psikyatrilerden almanız, çözüme daha kolay varmanızı sağlayacaktır. Psikolojik tedavi yöntemlerinden bilişsel-davranışçı terapi en çok tercih edilen tedavi yöntemidir.

Bu yöntemle kişi geçmişte neler yaşadığını ve fobinin asıl nedeninin nereden geldiğini, düşüncelerinin sonuçlarının ne olacağını düşünerek öğrenir. Böylece asıl problemin kaynağı bulunarak şu anki korkusunun sonuçları üzerine akıl yürütmesi sağlanır. Bu akıl yürütme kademeli olarak zihinsel tekrarı, maruz kalmayı ve günlük aktivite değişikliklerini içerir. Bununla ilgili bir tedavi yöntemi de EMDR (Eye Movement Desensitization And Reprocessing)’dir. EMDR geçmişte yaşadığınız ve hiç unutamadığınız durum ve vakaları anlamlı hale getirerek olumsuz etkisinden kurtulmamızı sağlayan tedavi yöntemidir.

FOBİLERİN OLUŞMASINA ZEMİN HAZIRLAYAN OLAYLAR NELERDİR?

Örnek 1: Çocukken A kişisi abisi tarafından bir odaya kilitlenip dışarıdan ışıklar kapatılmıştır. Abisi kardeşine şaka yaparak onu korkutmak istemiştir. Çocukluk yaşantısının verdiği korkular ve karanlıktan dolayı etrafta ne olduğunu görememek çocuğu belirsizliğe itmiştir. Bu belirsizlik içerisinde kurtulmaya çalışırken bir yandan da kendisine zarar gelebilecek korkusu vardır. Böylece bu olay yaşandıktan sonra A kişisi bir daha kapalı ve karanlık alanlara girememektedir.

Örnek 2: Bir ailede B kişisi henüz 6 yaşındayken aile içerisinde cinlerle ilgili konular açılmıştır. Çocuk henüz cinlerle ilgili soyut kavramları tam kavrayamıyorken sürekli bahsedilmesinden korkmuştur. Ardından çişi geldiği için tuvalete gitmiştir. Tuvalete gittiğinde kapıyı kapatırsa kendisine cin gelip zarar verebileceğini düşünebilir. Bundan dolayı da kapıda birinin beklemesini ya da kapının açık olarak tuvaletini yapmak istemesini isteyebilir. Dolayısıyla bu olaydan sonra banyo, tuvalet, asansör gibi yerlerde tek başına kalmaktan korkabilir.

Örnek 3: C kişisi otobüste kalabalık bir ortamda iken tacize uğradı. O andaki şok ile bağırıp yardım isteyemedi. Adam ilk durakta indikten sonra C kişisi şokun etkisinden yeni yeni kurtulabilmişti. Kendisi de inmesi gereken durakta indikten sonra bir daha otobüse binmemeye karar verdi.

Örneklerin tümüne bakacak olursak fobinin kaynağı genellikle çocukluktan geliyor. Çocukluktan gelen bu korkulara maruz kalmamak için;

  • Çocuklara verilen eğitimlerde birbirini korkutmanın zararları anlatılmalı,
  • Tacize uğramamak için gerekli tedbirler ve bilgiler verilmeli,
  • Çocuklarına yaşlarına göre bilgi verilmeli, cehennem, cin, şeytan ve şiddet içeren soyut kavramlardan yetişkinlik yaşına doğru bahsedilmelidir.

YAZAN: Psikolojik Danışman ALİ YONCA

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı