Pratiksel Psikoloji

Kültürün Ve Toplumun İnsana Etkisi

Kültür, çok çeşitli biçimlerde tanımlanmış olsa de genel olarak insanların inançları, değerleri, yaşam biçimleri, örf, adetleri, gelenekleri, normları ve ortak anlayışları olarak anlaşılabilir (Ratner, 2002). Toplumun genelinde bir ortak kültürün özelliğinden söz edilebileceği gibi farklı bölgelerde bulunan çeşitli alt kültürler de bulunmaktadır. Farklı kültürlerde saldırganlık davranışının da farklılaştığı çeşitli örneklerle gözlenmiştir. Bazı kültürlerde saldırganlık kabul gören bir davranış iken diğerlerinde daha çok yasaklanan bir davranış olabilmektedir (Kocacık, 2002).

Kültürün ve Çevrenin Etkisi

Bir kültürde belirli olumsuz koşullarda saldırgan davranışın olağan normal, beklenen bir davranış olduğuna inanılması, haklı görülmesi bile bu davranışın artışına yol açar. Bireyin hangi kültürde çocukluk yıllarını geçirdiğinin tüm diğer ortamsal değişkenleri de etkilemesi açısından saldırgan davranışın oluşumunda önemli rol oynar.

Ayrıca, bir toplumun değişik bölgelerinde farklı kültürel anlayışlar yaygın olabilir. Güneyli Kuzeyli olma veya Doğulu Batılı olma ve köylü kentli olma kültürel anlayış farkı yaratabilir.

Kültürün Saldırganlığa Etkisi

Araştırmalarda saldırgan davranışın normal kabul edildiği kültürlerde büyüyen çocukların bu tür davranışları çevrelerinde izleyerek, gözlemleyerek, deneyimleyerek daha saldırgan davranışlar geliştirdikleri gösterilmiştir (Bushman ve Huesmann, 2010).

Ayrıca çeşitli doğal yaşam ortamlarında akranları veya değişik nesillerle etkinliklerde bulunurken bilişsel olarak dolaylayarak nesilden nesile ortak anlayışları, benzer bilişsel yazılımları, inançları ve değerleri yeni nesillere geçirirler (Cole, 1998).

Etnik önyargıların ve nefretin körüklendiği topluluklarda, etnik gruplarda büyümek saldırganlığın en aşırı türünü geliştirebilir. Bu etnik gruplarda gözlemsel ve sosyal öğrenme nesiller boyu süren etnik ve dinsel nefretleri ve soy kırımsal eğilimleri açıklayıcı rol oynayabilir (Bushman ve Huesmann, 2010; Van Vugt, 2009; Winstok, 2010).

kültürün saldırganlığa etkisi

Saldırganlığı Hazırlayıcı Biyolojik Etmenler (Kültüre Göre)

Düşük Düzeyde Uyarılma: Düşük fizyolojik uyarılma düzeyi olan bireylerin daha saldırganca davranmaya eğilimli olduğu ifade edilmektedir. Bu bulgu filmlerdeki şiddet sahnelerine olumsuz duygu göstermeyen psikopatların da aslında daha saldırgan olduğunu açıklamaktadır

Araştırmalar da düşük uyarılma düzeyinin suçluluk etkinlikleri ile de ilişkili olduğunu desteklemektedirler (Bushman ve Huesmann, 2010). Düşük uyarılma düzeyi olan bireylerin saldırgan yazılımları değerlendirirken daha az olumsuz duygular deneyimledikleri öne sürülmektedir

Farklı bir açıklama bu bireylerin uyarılma düzeylerini belirli bir optimal düzeye yükseltmek için de saldırganca davrandıklarını ileri sürmektedir. Bazı bireysel uyarılma farkları doğuştan olsa da araştırmalar, öğrenmenin veya belirli saldırgan şiddet içeren olgulara karşı kalmanın, gerçek şiddet ortamlarına daha az duygusal tepkiler vermeye yol açtığını göstermiştir (Bushman ve Huesmann, 2010).

Düşük Serotonin: Düşük serotonin düzeyinin kışkırtmalar gibi olumsuz olaylar karşısındaki dürtüsel tepkilerin sınırlandırılması işlevini bozarak saldırganlığı arttırıcı rol oynar. Şiddet uygulayan suçlularda serotonin düzeyinin düşük olduğu bulunmuştur (Bkz. Bushman ve Huesmann, 2010).

Yüksek Testesteron

Araştırmalarda erkeklerde cinsiyet hormonu olan testosteron ile saldırgan davranışlar arasında pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Laboratuvar deneyleri rekabet, kaybetme, kazanma gibi deneyimlerin erkeklerde ve kadınlarda testosteron hormonun düzeyi artırdığını göstermiştir (Bushman ve Huesmann, 2010). Yaşamsal olayların testosteron hormonunda artışa neden olması biyolojik etmenlerin de sosyal etmenler tarafından nasıl etkilendiğini göstermektedir.

Genetik Yatkınlık: Saldırganlığın oluşumu daha kalıtımsal etmenlerin rolü önemli bulunmaz ve öğrenmenin etkisi vurgulanırken, genetik etmenlerin saldırganlığın düşük ya da yüksek olmasında bir yatkınlık yaratarak etkili olabileceği ileri sürülmektedir.

Alkol ve Saldırganlık

Eskiden beri saldırgan davranışlar ve şiddet alkol kullanımı ile ilişkilendirilmiştir. Çok sayıda araştırma şiddet suçu işleyenlerin suçu işledikleri anda içkili olduğunu ileri sürerek saldırganlık ile alkol arasında olumlu yönde ilişki olduğuna kanıtlar oluşturmuşlardır (McMurran, Jinks, Howells ve Howard, 2010). Alkol tarih boyunca bazı durumlarda örneğin savaşlarda askerlere verilerek korkunun azaltılması ve saldırganlığın arttırılması amacı ile kullanılmıştır (Bushman ve Huesmann, 2010).

Aslında alkol doğrudan saldırganlığın nedeni olmaktan çok engelleme, kışkırtma gibi başka etmenlerle birlikte saldırganca davranışları arttırıcı rol oynar (El-Sheikh ve Elmore-Staton, 2007; Kuhns ve Clodfelter, 2010).

Alkol Neden Saldırganlığa Etki Eder

Alkolun neden saldırganlığı etkilediğine ilişkin çeşitli açıklamalar verilmektedir (Bkz. Bushman ve Huesmann, 2010). Alkol saldırganlığın frenlenmesin denetleyen kontrolleri ortadan kaldırarak etkili olur. Kendini kontrol etme yüksek düzeyde enerji tüketimi gerektirir bu da glikoz tüketimine neden olur. Alkol da glikozu düşürerek benlik kontrolünü azaltır.

Benlik kontrolünün düşmesi saldırganca davranışların sınırlandırılmasını engeller. İkinci olarak alkol dikkatin alanını daraltarak kışkırtıcı uyaranın üzerine dikkati odaklar diğer önemsiz özelliklere yeterince dikkat edilmez. Başka bir açıklama ise alkol kendini farkındalığı azaltarak bireyin içsel standartlarının üzerine odaklanamamasına yol açarak etkili olur.

Son olarak ise alkol insanın planlama, örgütleme, mantık yürütme, hedeflere ulaşma, duyguları denetleme, davranış eğilimlerini sınırlamaya yardımcı olan bilişsel yeteneklerinin yürütme işlevlerini bozarak saldırganlığı arttırmada etkili olur. Alkol saldırganlık üzerindeki engellemeleri kaldırarak etkili olur.

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı