Pratiksel Psikoloji

Psikolojik İyi Olma İle Hayata Yüklenen Anlam

Psikolojik İyi Olma

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde hayata yüklenen anlam ile psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkide cinsiyete, yaşa, ebeveyn eğitim durumuna, algılanan anne baba tutumuna ve hayatın büyük bölümünü geçirilen yere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Psikolojik iyi oluş, kişinin strese ve zorlu durumlara karşı gösterdiği psikolojik direnci temsil eder.

Bu amaçla yapılan araştırmanın örneklemini Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğrencilerinden tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 443 kişi oluşturmaktadır. Bu kişilerden 225’i kadın 218 erkek bireylerden oluşmaktadır. Çalışmayı yapabilmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Hayatın Anlamı ve Amacı Ölçeği kullanılmıştır. Sekiz maddeden oluşan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği Diener ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş, Türkçeye uyarlanması Telef tarafından yapılmıştır.

Ölçek


Ölçek maddelerinin faktör yükleri .61 ile .77 arasında değişmektedir. Ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı  .87 olarak bulunmuştur. Hayatın Anlamı ve Amacı ölçeği Kaya ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin, test‐tekrar test güvenirlik katsayısı 0,74; test yarı test güvenirlik katsayısı 0,81; Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise 0,91 olarak bulunmuştur. Yani araştırmada kullanılan ölçekler geçerliği ve güvenirliği saptanmış ölçeklerdir. Araştırmada kullanılan ölçekler bunlardır. Yaptığımız bu araştırmada verilerin analizini yapabilmek için Pearson Korelasyon Katsayısı, T-Testi, Manova ve Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda araştırmadan elde edilen bulgular şu şekildedir.

Pearson Korelasyon Katsayısı  .000 bulunduğu için hayata yüklenen anlamın psikolojik iyi oluşa göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.(p<.05) Hayata yüklenen anlam ve psikolojik iyi oluş; algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlılık durumuna bakıldığında yapılan Manova testi sonucu değer .05’den küçük olduğu için anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlılık değerine bakıldığında yapılan Manova testi sonucu anne eğitim düzeyi .05’den küçük olduğu için anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Hayata yüklenen anlam ve psikolojik iyi oluş; cinsiyete, yaşa ve hayatın büyük bölümünü geçirilen yere göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Hayatın anlamı, psikolojik iyilik, varoluşçuluk, logoterapi, pozitif psikoloji.

Psikolojik İyi Olma

II.İLGİLİ LİTERATÜR ( Psikolojik İyi Oluş)

Varoluşçuluk -bir diğer adı ile egzistansiyalizm-, “Danimarkalı düşünür Kierkegaard’ın büyük ölçüde başlattığı, aynı zamanda felsefenin öteden beri ele aldığı sorunları kökten yenilemeye çalışan, günümüz Avrupa’sının bir çok düşünürünün yaşattığı akımdır.”(Akarsu, 1975)

Varoluşçuluk kelimesini oluşumuna bakacak olursak; varoluş kelimesinden önce varoluşsal ve varoluşla ilgili kavramları türetilmiş sonrasında da “-culuk” eki eklenerek varoluşçuluk kelimesi elde edilmiştir. Bu ek, bir şeyin önceliğinin benimsenip kabul edildiği anlamını verir. Bu da demektir ki varoluşçuluk, varoluşun önceliğini kabul eden bir kuramdır (Foulquie, 1991).

O halde varoluş, bir başka şeye kıyasla öncelenmiştir. O kıyaslanan şey ise özdür. Bu bilgilere bakıldığında, ‘öz’ ve ‘varoluş’ kavramları ön plana çıkmaktadır. Bu kavramları açıklamak gerekir ise, öz, varlığın var olma olasılığını kapsarken; varoluş ise özün var olma olasılığının realite kazanması, gerçekliğe ulaşması demektir. Yani özdeki bu var olabilme ihtimali gerçeklik boyutuna taşıyan şey varoluştur (Foulquie, 1991).

Varoluşçuluk, özle, ihtimallere ve soyutla ilgilenmez; var olan şeyin varoluşuyla ilgilenir. Somutun ve somut olana dönüşün felsefesidir.

Varoluşçuluğun düşünürler tarafından ortaya konan çok sayıda ve farklı farklı tanımları vardır. Çelik (2018), bu durumu “Varoluş felsefesi, farklı düşünürlerin benzer temalar üzerinde farklı yorum ve değerlendirmelerde bulundukları, çok boyutlu ve derinlikli bir felsefi akımdır.” şeklinde ortaya koymuştur.

‘Varoluşçuluk nedir?’ sorusuna; Weil bir bunalım, Mounier umutsuzluk, Hamelin bunaltı, Banfi kötümserlik, Wahl başkaldırış, Marcel özgürlük, Lukacs idealizm, Benda usdışıcılık, Foulquie ise saçmalık felsefesi yanıtını vermiştir (Bezirci, 2018). Bezirci (2018) bu ifadeleri, Varoluşçuluğu tanımlamadığı, bunun yerine mübalağa edilerek bazı özelliklerinin ön plana çıkarıldığı şeklinde eleştirmiştir.

2.2.Tarihçe (Psikolojik İyi Olma)

Burada genellikle bahsedilen ve anlatılmaya çalışılan varoluşçuluk kavramı ilk kez 1929 yılında kullanılmıştır (Çavuşoğlu, 2017). Felsefenin en başından itibaren Varoluşçuluğun izlerine rastlanır. Bu akım 20. yüzyıl Avrupa’sında ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında oldukça yaygınlaşmıştır (Dindar, 2014).

1930’lu yıllarda Varoluşçuluk akımının batıda ve bilhassa orta Avrupa ekseninde filizlenip gelişmesine gerekçe olarak o dönemin şartları altında gerçekleştirilen farklı arayışlar gösterilebilir (Gül, 2014).

Varoluşçuluğun babası Danimarkalı filozof Sören Kierkegaard’dır (Yakuboğlu, 2004).. Kierkegaard (1813-1855), bilinene göre Varoluşçuluğun temellerini atan isimdir. Kopenhag’da yaşayan Kierkegaard, papazdır ve bu akımın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan olaylar yaşamıştır (Dindar, 2014).

Dindar’ın bildirdiğine göre (2014), bu düşünür, bir kıza aşık olur ve nişanlanır. Sonrasında bir şekilde Kierkegaard tarafından nişan bozulur. Bu olay üzerine yaşadığı şehirde dedikodular baş gösterir. Öyle ki, bir gazete dahi bu dedikodular yayınlanarak devam eder. Bunun üzerine Kierkegaard, inzivaya çekilerek yavaş yavaş toplumdan uzaklaşır. Bu esnada fikirlerini yansıttığı eserler ortaya koymuştur ancak filozof kesim bu fikirlerden haberdar olamamıştır. Çünkü Kierkegaard eserlerini Danca yazmıştır. Sonrasında bu eserlerin Almancaya çevrilmesi ile (1903) felsefe dünyasında bir dalgalanmaya sebep olmuştur. Yine bu yıllarda J. P. Sartre da felsefe alanında kendisini geliştirmek amacıyla Paris’ten Almanya’ya gitmiştir. II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla askere alınan Sartre, Almanlara esir düşmüştür. Esaret döneminde okuduğu Heidegger’in ”Varlık ve Zaman” isimli kitabını okuyarak ” Varlık ve Hiçlik” isimli kendi kitabını 1943 yılında çıkarmıştır.

Varoluşçuluk

Varoluşçuluğun başlayıp geliştiği süreç Danimarka’da, Almanya’da ve Fransa’da gerçekleşmiş ve birçok düşünür bu gelişimde rol almıştır.  Bu düşünürler ortaya atıp savundukları fikirleri itibariyle teist ve ateist varoluşçular olarak iki gruba ayrılabilir. Bunlardan; Kierkegaard, Gabriel Marcel ve Unamuno teist kesimini oluştururken; Heidegger île J.-P, Sartre ise ateist kesimi oluşturan varoluşçulardandır. Her iki gruba da dahil edemediğimiz Maurice Merleau-Ponty ile Karl Jaspersfin ile birlikte Kafka, Dostoyevski ve Camus edebi eserlerinde varoluşçuluğu konu almışlardır (Dindar, 2014).

Varoluşçuluğun, tüm dünya ile birlikte 1940’tan itibaren Türkiye’de de başta roman ve hikaye türlerinde olmak üzere edebiyat alanında günümüze kadar oldukça etkisi görülmüştür. Ülkemizde bu akımın yaygınlaşmasında dergiler ve tanıtım yazıları büyük rol oynamıştır (Gül, 2014). Bu duruma örnek olarak  “Tercüme Dergisi”nin 1946 yılında yayımladığı, Yeni Görüşler adı altında Varoluşçu felsefeye yönelik çeviriler verilebilir. Yine Sabahattin Eyuboğlu, Oğuz Peltek,Behçet Necatigil, Selahattin Hilav,Turan Oflazoğlu ve nice isimlerin Kierkegaard, Sartre, Simone de Beauvoir, Merlau Ponty, Rilke, D. Aury, Heinemann gibi düşünürlerden çevirileri de mevcuttur (Bezirci, 2018).

2.3.Varoluşçu Düşünürler

2.3.1 Dinci (Hıristiyan) Varoluşçular: Soren Kierkegaard,  Karl Barth,  Karl Jaspers,  Max Scheler,  Maurice Blondel,  Henry Bergson,  Charles Peguy, Gabriel Marcel, Le Senne, Nicola Berdiaeff,  Leon Chestov, Soloviev vb..

2.3.2 Dinci Olmayan (Tanrıtanımaz) Varoluşçular: Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Jean Paul Sartre vb..

2.7 Psikolojik İyi Oluş

İnsanlık tarihinden bu yana mutluluk insanların aradığı, ulaşmak istediği şey olmuştur. Üstelik sadece bireylerin değil bireylerin oluşturduğu toplumların da ortak amacı mutluluğu elde etmek olmuştur. Pozitif psikoloji de bu anlamda insanın pozitif yanlarına odaklanan konuların üzerinde durmuştur. Geçmişten günümüze bireylerin ve bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu toplumlar mutluluğu nasıl elde edebiliriz konusu üzerinde çokça durmuştur (Acaboğa,2017).

Peki nedir mutluluk? Mutluluğu kim, nasıl açıklar? Mutluluğu TDK, sağlığı yerinde olma durumu, esenlik, iyi olma hali, bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşmaktan duyulan kıvanç, olarak tanımlar (TDK). Sabahattin Ali de mutluluğu; “Hayatımda hiç bu kadar mesut olduğumu, içimin bu kadar genişlediğini hatırlamıyorum” diyerek tanımlamıştır (Ali, 1994).

Görüldüğü gibi mutluluk öznel bir kavram olduğu için farklı tanımlar yapılmıştır. İnsan yaşamında olumlu yanlara odaklanılması gerektiğini söyleyen araştırmacılar kadar olumsuz yanlarına da odaklanılması gerektiğini söyleyen araştırmacılar olmuştur. Bu araştırmacılar mutluluk konusuyla ilgili araştırmalar yapmıştır. Fakat araştırmacıların çoğunluğu sağlıksız davranış, duygu ve düşünceyi araştırmışlardır. İncelenen araştırmalarda ruhsal sıkıntısı bulunan insanların yüksek derecede depresyon ve düşük derecede yaşam doyumu gösterdikleri saptanmıştır (Uyar, 2019). Mutluluk kavramı üzerine çok eskilerden beri tanımlar yapılmıştır. Bu kavram anlaşılmaya çalışılmıştır.

Eski Medeniyetler

Eski medeniyetlerden bu yana insanlar daha açık, daha anlaşılır daha kapsamlı bir mutluluk kavramı ortaya koymak için çalışmışlardır. İyi oluş kavramı üzerinde fikir birliği olmamasına rağmen alan yazında mutluluk kavramı kendini gerçekleştirme, memnun olma, uyumlu olma, iyi olma hali vb. gibi birçok kavramla aynı anlama gelecek şekilde kullanılmıştır (Doğan, 2014). Peki mutluluğu ölçebilir miyiz? Bu soru da araştırmacıları farklı konular üzerinde yeniden çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir.

Mutluluğu ölçebilir miyiz sorusu pozitif psikolojinin temelindeki sorulardan bir tanesidir. Esasında pozitif psikolojiyi kapsayan içerik ve kavramların  öncesinde hiç üzerinde  çalışılmamış olmasının sebebi bu konunun araştırılmasının ve ölçülmesinin kolay olmadığına inanılmasıdır. Bilim adamları, araştırmacılar bu konuda deneysel yöntemler kullanmıştır. Kullandıkları bu deneysel yöntemlerin yanında ölçme araçları geliştirmiştir.  Erdemi ve mutluluğu  bilimsel olarak ölçmeye ve değerlendirmeye tabi tutmuşlardır (Doğan, 2018).   

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Translate »
Kapalı

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/bilgili/public_html/wp-includes/functions.php on line 4757