Pratiksel Psikoloji

Psikolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi Ve Tarihçesi

Psikolojinin Diğer Bilimler Arasındaki Yeri

Gerek psikolojinin gerekse davranış kavramlarına getirilen açıklamalara baktığımızda; canlı varlıklardan söz edildiği anlaşılmaktadır. Psikolojiye konu olan canlı varlıkların davranışlarını açıklayabilmek için; o canlının, biyolojik özelliklerini ve içinde yaşadığı sosyal ortamın da yapısının ve işleyişinin bilinmesi gerekir.

Davranışlar, biyolojik olarak fizyolojik ve biyokimyasal süreçlerle temellenmektedir. Bu süreçlerin meydana gelmesinde ise madde ve türlü elementlerinin birbiriyle olan ilişkilerinden kaynaklanan maddesel olaylar olarak nitelendirdiğimiz fiziksel ve kimyasal olaylar da söz konusudur.

Hareketlerin oluşmasında en az biyolojik süreçler kadar sosyal süreçlerin de etkisi bulunmaktadır. Özellikle sosyal bir varlık olan insan davranışlarının açıklanmasında; sosyoloji, antropoloji, tarih, ekonomi gibi sosyal bilimlerin verileri de gerekli olmaktadır.

Bilimlerin Ve Psikolojinin Doğuşu

Bilimlerin birbirine muhtaçlık sırasına göre doğduğunu görmekteyiz. Maddenin fiziksel yapısını, fiziksel olayların oluşum sürecini bilmeden kimyasal olayları açıklamak olası olmadığı gibi, kimyasal süreçleri bilmeden de biyolojik olayları açıklamak olası değildir. Psikolojik olayları da açıklayabilmek için, biyolojik sürecin açıklanması, sosyal olayların açıklanması içinse, psikolojik olayların bilinmesi gerekmektedir.

Gelişim süreci içinde bu zincirin yerine göre ters işlediğini de görebiliriz. Örneğin, biyolojik yapı, psikolojik yapıyı nasıl etkiliyorsa; psikolojik yapı da biyolojik yapı ve sosyal gidişatı o denli etkilemektedir. Bu nedenle bilimleri birbirinin üstünde ya da yanında nitelendirmek yerine hepsinin özel alanları olmasına rağmen birbirleri ile de ara kesitleri bulunduklarını belirtmek yerinde olur.

Hangi dal ele alınırsa alınsın, o bilim dalında elde edilen veriler sayı ya da sembollerle ifade edilip, gerekli bir değerlendirme yapılmıyorsa o alanda bilimden söz edilemez. Bu nedenle bir dal olan psikolojinin matematikle de ilişkisi bulunmaktadır.

psikolojinin diğer alanlarla ilişkisi psikolojim bozuk mu

Felsefenin Ve Psikolojinin Tarihçesi

Psikoloji de konularını, sınırlılıklarını, kendine özgü yöntem ve tekniklerini belirleyerek diğer dallar gibi felsefeden ayrılan en genç bilimlerden biridir. Düşünce sanatı, gerçeği tümüyle ele alıp inceleyen ve bunun sonucunda ulaşılan bilgileri yorumlayan ve sistemleştiren bir uğraşı alanıdır. İnsanlar, düşünme aracılığıyla kendilerini çevreleyen dünyayı ve neyin kendileri için önemli olduğunu anlamaya çalışırlar. Bu nedenle bütün bilimler bundan doğmuştur.

Felsefe, ilimleri doğurmakla kalmayıp bilimlerin bulgu ve vargılarını da inceleyerek, onların önünü açıp büyütüp, besleyen bir anne gibidir. O, böylelikle de düşünce adamlarının vizyonunu geliştirmesine katkıda bulunur. Bilimlerin anası felsefe ise, babası da matematiktir. Çünkü ölçülmeyen şeyin ilimi olmaz. Her hangi bir ölçüme dayanmayan ve sonuçlarını sayı ve sembollerle ortaya koyamayan hiçbir araştırma bilimsel sayılmaz.

Tüm gerçeklikler, diğer sosyal dalların aksine, hangi alana ait olduğu düşünülmeden, bir arada ele alınır ve sistemleştirilmeye çalışılır. Felsefe ve bilimin bilgiye ulaşma süreçleri birbirinden farklıdır. Felsefe akıl yürütme, analoji ve diyalektik yollarla bilgiye ulaşmaya çalışırken; diğeri deney ve gözlem gibi yöntemlerden yararlanarak herkes tarafından kanıtlanabilir sonuçlara ulaşmaya çalışır.

Bilgi Ve Felsefe

Düşünce sanatında, bilginin kanıtlanabilir ve objektif olma zorunluluğu yoktur. Bu nedenle psikolojinin ya da diğer bilimlerin, felsefeden ayrıldığını söylemekle; deneysel yöntemlerini seçerek ve alanlarını belirleyerek spekülasyonlardan kurtulduğunu, felsefeden kopmadığını belirtmekteyiz.

Anlaşılıyor ki, her ne kadar bilimler felsefeden ayrılsalar bile; varlıklarını koruyabilmek ve gelişebilmek için, felsefeye de matematiğe de sürekli muhtaç oldukları inkâr edilemez bir gerçektir. Gerçeğe dayalı olarak ilimlerin anası felsefe ise babası da matematik diyebiliriz.

Bu ikisi olmadan bilimden ve bilimsel gelişmeden söz edemeyiz. Dolayısıyla metodolojik düşünceyi “sorgulayıcı ve yaratıcı, yani bilimsel düşünceyi” geliştirmek için felsefe matematik bireylerin gelişim düzeylerine uygun olarak her kademe eğitim kurumlarında zorunlu ders olarak okutulmalıdır.

“Psikolojim Bozuk Mu” Adlı Makalemizi Okumak İçin Tıklayabilirsiniz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/bilgili/public_html/wp-includes/functions.php on line 4757